Zagreb - Hırvatistan
Beklenmedik Bir Bilet, Unutulmaz Bir Balkan Kaçamağı
Balkan gezimiz aslında uzun uzun planlanmış bir rota değildi. Yazın sonuna doğru, karşımıza çıkan uygun bir uçak bileti her şeyi başlatan kıvılcım oldu. Bir anda valizler hazırlandı, planlar minimumda tutuldu ve kendimizi heyecan dolu bir Balkan kaçamağının içinde bulduk.
İlk durağımız Bosna-Hersek'in Tuzla şehriydi. Üstelik bu uçuş, Tuzla'ya düzenlenen ilk sefer olduğu için havalimanında özel bir karşılama vardı. Daha uçağın kapısından çıkar çıkmaz, bu yolculuğun sıradan olmayacağını anlamıştık.
Şehre adım atar atmaz rotayı düşünmeden yürümeye başladık. Tuzla'da gezmek, biraz kaybolmayı gerektiriyor. Önce meşhur börekle enerji topladık, ardından tarihi sokaklarda dolaştık. Günün ilerleyen saatlerinde ise şehrin simgesi hâline gelen tuz göllerinde yüzmek, bu yolculuğun en sıra dışı deneyimlerinden biri oldu.
Bazen bir lokantada cevapi (cevabı) yiyerek, bazen de bir kafede soğuk içeceklerle serinleyerek günü tamamladık. Akşam olunca rotamızı Zagreb'e çevirdik ve bir FlixBus yolculuğuyla Bosna'dan Hırvatistan'a doğru yola çıktık.
Gece Sınırı ve Bitmeyen Bekleyiş
Gece saatlerinde Hırvatistan sınırına ulaştığımızda pasaport kontrolleri başladı. Benim kontrolüm sorunsuz geçerken, eşimin pasaportuna gelindiğinde görevli "bekleyin" dedi ve camı kapattı. Ardından şefini çağırdı, sonra da kabinden çıkıp büyük binaya doğru yürüdü.
Biz ise ne olduğunu anlamadan endişe ve belirsizlikle beklemeye başladık. Bir yandan zaman geçiyor, bir yandan da otobüsteki yolcuları beklettiğimiz için mahcubiyet hissi artıyordu. Dakikalar sonra görevli geri döndü, eşime seslendi, yanımızda ne kadar para olduğunu sordu ve pasaportu uzatıp "gidebilirsiniz" dedi.
Ne yaşadığımızı tam olarak anlayamamıştık ama otobüs yeniden hareket ettiğinde derin bir nefes aldığımız kesin.
Bir Günde Üç Ülke
Otele vardığımızda saat oldukça geç olmuştu. Gün her ne kadar maceralı geçmiş olsa da, güzel bir uyku ile noktalamak paha biçilemezdi.
Düşünün: İstanbul'dan Tuzla'ya uçuş, şehir gezisi, ardından otobüsle Zagreb'e yolculuk… Bir günde üç farklı ülkede bulunmak, gerçekten unutulmaz bir deneyimdi.
Zagreb: Kompakt, Düzenli ve Sürprizli
Zagreb, kompakt şehir yapısıyla gezmesi son derece kolay, düzenli ve Balkan standartlarına göre pahalı olmayan bir şehir. Ulaşım ağı oldukça kullanışlı; tramvaylar şehrin her yerine ulaşıyor. Tabii bizim için tramvay deneyimi biraz… tecrübeyle sabitlendi.
Nikola Tesla Müzesi'ni gezmiş, mutlu mesut etrafı izleyerek tramvaya binmiştik. Bir anda eşimin yanındaki kişiye "Ne yapıyorsun?" diye sert bir uyarıda bulunmasıyla irkildim. Meğer bir kapkaççı, çantayı gözüne kestirmiş ve fermuarı yarısına kadar açmıştı.
Durumu fark edip sorular sormaya başlayınca, "Hamileyim, sizi anlamıyorum" gibi bahanelerle hem hırsız hem de ona eşlik eden kişi ilk durakta apar topar indiler. Kısa ama unutulmayacak bir şehir içi dersiydi bu.
Eskiyle Yeninin Dengesi
Zagreb; katedrali, kuleleri, tünelleri ve eskiyle yeniyi başarılı bir şekilde harmanlayan şehir dokusuyla kendini sevdiriyor. İki tam gün boyunca sokaklarını arşınladık, meydanlarında durduk, şehri ağır ağır hissettik.
Ve sonra, yeni durağımız için yola çıkma zamanı geldi…
Bazen en güzel yolculuklar, hiç planlanmadan başlar. Bu Balkan kaçamağı da bize bir kez daha şunu hatırlattı:
Bir bilet, koskoca bir hikâyeye dönüşebilir.
Tangül EROL