Basel - İsviçre

Mittlere Brücke Köprüsü Basel - İsviçre

Mittlere Brücke…Basel'de Ren Nehri'nin üzerine atılmış sıradan bir geçit değil; zamanın, inancın, suçun, adaletin ve kimliğin aynı taşlarda buluştuğu bir eşik. 1225'te ahşap olarak doğar, yüzyılların yükünü taşıya taşıya 1903'te taşa bürünür. Gross Basel'i Klein Basel'e bağlar, evet. Ama asıl bağladığı şey, geçmişle bugündür. 

Köprünün tam ortasında yer alan Kappelljoch, yolculuğun ritmini bozan bir durak gibidir. 14. yüzyılda ahşap, 15. yüzyılda taştan inşa edilen bu küçük şapel, Gotik çizgileriyle yoldan geçenlere kısa bir soluklanma, belki de bir iç hesaplaşma sunar. Burada dua edenlerin ayak sesleriyle, biraz ötede yankılanan korku çığlıkları aynı taşlara karışmıştır. 

Çünkü bu köprü, aynı zamanda adaletin en karanlık yüzüne de tanıklık eder. Çocuk katilleri, zina edenler, hırsızlar… Ellerinden ve ayaklarından bağlanarak Ren'in soğuk sularına bırakılır. Şapelin hemen yakınında plaka şeklinde yapılmış anıt ise ne yazık ki Avrupa'nın karanlık yüzünü cadı avlarında öldürülen insanları anmak için yapılmıştır. Köprü, kimi için geçiş; kimi için son duraktır. 

Köprünün başında yükselen iki kadın figürü ise bu ağır tarihe başka bir anlam katmanı ekler. İlk figür, Amazondur. Güçlü, kararlı ve ileriye dönük… Uzun ve kendinden emin adımlarla yürürken, geride kalan ata liderlik eder. O, fethedeni değil; yol göstereni simgeler. Hareket halindedir, durmaz. Diğer figür ise Helvetia'dır. İsviçre adının kökeni olan Helveti kabilesinden türeyen, konfederasyonu simgeleyen alegorik bir kadın. 

Ama bu Helvetia, alışıldık anıtlardaki gibi dimdik ve mesafeli değildir. Yanındaki plakette anlatılan hikâye, onu tanrısal bir sembolden insani bir varlığa dönüştürür: Bir gün Helvetia, iki frankını bırakır; halkın arasına karışır ve yola çıkar. Basel'e gelir. Uzun ve yorucu bir yürüyüşten sonra pelerinini, kalkanını, mızrağını ve çantasını çıkarır. Bir sütuna yaslanır ve dalgın dalgın Ren Nehri'ni seyreder. 

Gücünü bir kenara bırakmıştır; artık sadece düşünen, dinlenen, gözlemleyen bir yolcudur.1980 yılında Bettina Eichin tarafından yapılan Helvetia auf Reisen (Yolculuktaki Helvetia), bir ulusun bile durup soluklanmaya, kendine dışarıdan bakmaya ihtiyaç duyduğunu fısıldar. Mittlere Brücke işte tam da bu yüzden bir köprüden fazlasıdır. Üzerinden geçenler yalnızca karşı kıyıya ulaşmaz; inançla suçun, güçle yorgunluğun, geçmişle bugünün arasında sessiz bir yolculuğa çıkar. Ren akar, zaman geçer… Ama köprü, olan biteni unutmaz.