Luzern - İsviçre

Kapell Köprüsü Luzern - İsviçre

Luzern'de ilk fark ettiğim şey sessizlik değil; suyun sesi oldu. Reuss Nehri, sanki acele etmeden, gördüklerini unutmamaya kararlı bir gezgin gibi şehrin içinden akıyordu. Onun üzerine uzanan Kapell Köprüsü ise bir yol değil, bir davet gibiydi. 1333'ten beri ayakta duran bu ahşap köprüye adım attığımızda, yalnızca karşı kıyıya geçmedik; yüzyılların arasına girdik.

Köprünün kahverengi ahşabı, kenarlara dizilmiş sardunyalarla beklenmedik bir uyum yakalamış. Kırmızı, pembe, mor çiçekler… Sanki biri "zaman ağırdır ama hayat hafif kalmalı" demiş gibi. Yürürken istemsizce yavaşladık; çünkü burası aceleye gelmemeli. Her adım, ahşabın hafif gıcırtısıyla bize geçmişi hatırlattı.

Başımızı kaldırdığımızda, köprünün tavanında üçgen resimlerle karşılaştık. Bir açık hava müzesi gibi. Aziz St. Leger ve Aziz St. Maurice'in hayatlarını anlatan bu tablolar, Luzern'in hafızası olmuş. Hans Heinrich Wagmann'ın fırçasından çıkan bu sahneler, bir zamanlar halka okuma yazma öğretir gibi, şehrin hikâyesini resimlerle anlatmış. Bazı çerçeveler boş… 1993'te çıkan yangının sessiz izleri. O boşluklara bakarken, insan yalnızca kaybolan tabloları değil, zamanın geri getirmediklerini de düşünüyor.

Köprünün hemen yanında yükselen Wasserturm, sekizgen gövdesiyle her şeyin şahidi gibi duruyor. 43 metre yüksekliğinde, ağır ve suskun. 15. yüzyılda hapishane olarak kullanıldığını öğrendiğimde, içimden bir ürperti geçti. Kalın taş duvarların ardında geçen geceleri, nehirden yükselen soğuğu ve bekleyişi hayal etmemek bile üzücü. Bugün fotoğraflarda güzel çıkan bu kule, geçmişte pek çok kişi için umutsuzluğun son adresiymiş.

Kapell Köprüsü'nden geçip durup geriye baktığımda şunu hissettim: Luzern, güzelliğini bağırarak değil, fısıldayarak anlatan bir şehir. Çiçeklerle süslenmiş bir köprünün altında yangın izleri, birkaç adım ötesinde bir hapishane kulesi… Hepsi yan yana ve sakin . Bir gezgin olarak buradan ayrılırken, aklımda bir manzara değil, ağır ama sıcak bir his kaldı. Reuss akmaya devam ediyor; köprü ise geçen herkese aynı şeyi söylüyor: Yavaşla, bak ve hatırla.