"Seyahat, önyargıya, bağnazlığa ve dar görüşlülüğe ölümcül bir darbedir."   Mark Twain

WILLIAM TELL

14.yüzyılın sisli İsviçre dağlarında, adı yüzyılları aşan bir halk kahramanı fısıldanır: William Tell. Onun varlığı kadar hikâyesi de efsaneyle gerçeğin kesiştiği bir noktada durur. Rivayete göre Tell, İsviçre halkının Avusturya boyunduruğundan kurtuluşunda kıvılcımı yakan isimdir. O yıllarda Avusturya Kralı I. Albert adına bölgeyi yöneten vali Hermann Gessler, halkın onurunu kırmak için akıl almaz bir buyruğu yürürlüğe koyar. Altdorf meydanına bir direk diktirir ve tepesine kendi şapkasını astırır. Meydandan geçen herkesin bu şapkayı selamlamasını emreder; selam, artık krala değil, korkuya ve itaate yapılacaktır.

William Tell bu aşağılayıcı emre boyun eğmez. Meydandan sessizce geçer, başını eğmez. Bu cesur itaatsizlik, onu hemen tutuklanmaya götürür. Ancak Gessler, Tell'in okçuluktaki ününü duymuştur ve ona hem acımasız hem de şeytanca bir "son şans" tanır.

Tell'in küçük oğlunun başının üzerine bir elma konur.

Gessler'in buyruğu nettir:

"Bu elmayı tek okla vuracaksın. Başaramazsan, ikiniz de ölürsünüz."

Meydanda ölüm sessizliği çöker. Bir baba, bir ok, bir elma… Tell geri adım atmaz. Yayı gerer, nefesini tutar ve okunu salar. Elma ikiye bölünür, çocuk sapasağlamdır.

Ama Gessler'in gözünden kaçmayan bir detay vardır: Tell atıştan önce eline iki ok almıştır. Sebebini sorduğunda aldığı cevap, tiranın kaderini mühürler:

"Eğer oğlum ölseydi, ikinci ok senin içindi."

Bu sözler Gessler'in öfkesini doruğa çıkarır. Tell derhal hapse mahkûm edilir ve zincirler içinde bir gemiyle götürülür. Ancak kader, zalimlerin yanında değildir. Çıkan şiddetli bir fırtına, Tell'e kaçış fırsatı sunar. Zincirlerinden kurtulan efsane, dağların gölgesine sığınır.

Çok geçmeden, dar bir geçitte Gessler'in yolu kesilir. Tell'in oku bu kez tereddütsüzdür. Tek atış… ve vali yere yığılır.

İşte rivayete göre bu ok, yalnızca bir valiyi değil, bir düzeni de yıkar. William Tell'in isyanı, İsviçre halkının Avusturya egemenliğine karşı başlattığı büyük direnişin simgesi hâline gelir.

Ve o günden sonra Tell'in adı, özgürlüğün nişanesi olarak dilden dile aktarılır.